TÜRKİYE’DE NÜFUS VE YERLEŞME

Türkiye’de Nüfusun Gelişimi

Türkiye’de ilk nüfus sayımı 1927 yılında yapılmış, daha sonra 1990’a kadar her 5 yılda bir (sonu 0 ve 5 ile biten yıllarda) nüfus sayımı yapılmıştır.

1990 yılından sonra ise her 10 yılda bir nüfus sayımı yapılma kararı alınmıştır.

2000’li yıllardan itibaren ise Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi (MERNİS) tamamlanarak 2007 (sokağa çıkma yasağı uygulanmadan yapılan ilk nüfus sayımı) ve sonrasında “Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi”uygulanmıştır. Artık her yıl nüfus verileri düzenli olarak tespit edilip ilan edilmektedir.

De Facto: Sayım gününde kişiler nerede bulunuyorsa, oranın nüfusuna dahil edilmektedir.
De Jure: Kişilerin daimi ikametgahına göre yapılan sayım yöntemidir.

Bu yöntemde kişiler sayım esnasında nerede bulunursa bulunsun, esas ikamet ettikleri yerde sayılmış gibi işlem görmektedir.

Türkiye nüfusunun gelişimine baktığımızda,

1927 yılında yapılan ilk nüfus sayımına göre nüfusumuz 136 milyon kadardı.

Ülkemizde yapılan nüfus sayımlarının sonuçlarından elde edilen bilgilere göre, nüfus artışı her dönemde aynı olmamıştır. Çünkü dönemler itibarıyla ülkenin içinde bulunduğu koşullar doğrudan nüfus artışını etkilemiştir.

Cumhuriyetin ilanından sonra yapılan ilk nüfus sayımında ülke sınırları içinde 13,6 milyon kişi bulunmaktaydı. 2016 yılı verileri dikkate alındığında ülke nüfusunun, 1927’deki bu sayıma göre yaklaşık 6 kat artış gösterdiği anlaşılır.

Dönemler itibariyle ele alındığında Türkiye’de nüfus miktarının sürekli arttığı anlaşılmaktadır. Böylece nüfusa her geçen yıl ortalama olarak bir milyondan fazla kişi eklenmiştir.

Türkiye’de ortalama nüfus artış hızı 2000’e kadar yaklaşık ‰20’ler seviyesinde olmuştur. Ancak 1940-1945 arası dönem bunun dışındadır. Bu dönemde nüfus artış hızının düşmesinin nedeni ülkemizin II. Dünya Savaşı’na girmemiş olmasına karşın, belli sayıda erkeğin silah altına alınmış olması ve yaşanan ekonomik zorluklardır. Bu dönemde cumhuriyet tarihinin en düşük nüfus artış hızı gerçekleşmiştir. (‰10,6)

Sayım dönemleri itibariyle en fazla artış 1955-1960 arasındaki döneme rastlar. Bu dönemde nüfus artış hızı ‰28,5 dir. Söz konusu dönemde nüfus artış hızının fazla olmasının çeşitli nedenleri vardır. Bu nedenler;

  • II. Dünya Savaşı’nın sona ermesi
  • Sağlık koşullarında gelişmeler, 
  • Ölüm oranlarında azalmalar,
  • 1955-1960 devresinde savaşın olumsuz psikolojik etkilerinin ortadan kalkmaya başlaması, evliliklerinin ve buna bağlı olarak doğum oranlarının artmasıdır.

1980-1980 yılları arasında nüfus artış hızının artmasında siyasi ve sosyal baskılar nedeniyle ülkemize gelenlerin oluşturduğu göçler etkilidir.

1980’li yıllardan sonra nüfus artış hızının azalmasında aile planlaması, eğitim seviyesinin artması ve kadınların çalışma yaşamına girmesi etkili olmuştur.

2007’den sonra ise artışa devletin nüfus artışını teşviki etkili olmaktadır.

NOT: 2000 yılından sonra yapılan 2007-2020 nüfus sayımlarında adrese dayalı nüfus kayıt sistemi kullanılmıştır.

Türkiye’de Nüfus Artışı

Türkiye’de 1927 yılından 2020 yılına kadar yapılan nüfus sayımlarında nüfusumuzun miktar olarak sürekli artış gösterdiği görülmektedir.

Türkiye’de cumhuriyet tarihi boyunca nüfus artış hızına neden olarak gösterilen faktörler şunlardır:

  • Doğum oranlarının fazlalığı
  • Ölüm oranlarının, özellikle bebek ölüm oranlarının azalması 
  • Sağlıklı ve beslenme koşullarının giderek iyileşmesi
  • Dış ülkelerden ülkemize yapılan göçler
  • Genç nüfus miktarının fazla olması
  • Belirli dönemlerde nüfus artışının devlet tarafından teşviki (cumhuriyetin ilk yıllarında 1960’lı yıllara kadar ve 2007 sonrasında)

NOT: Türkiye’de doğurganlık batıdan doğuya doğru artmaktadır.
NOT:  Nüfus artış hızını düşüren etkenler:

  • Aile planlaması
  • Eğitim seviyesinin yükselmesi
  • Ekonominin gelişmesi
  • Kadınların çalışma yaşamına girmesi
  • Sağlık sektörlerindeki gelişmeler

Nüfus Artışının Fazla Olmasının Yol Açtığı Sorunlar

  • İşsizliğin artmasına neden olur.
  • Kırsal kesimden şehirlere doğru göç artar.
  • Ekonomik kalkınma yavaşlar.
  • Kişi başına düşen tarım arazisi miktarı azalır.
  • Bağımlı nüfus oranı artar.
  • Kişi başına düşen milli gelir azalır ve refah seviyesi düşer.
  • Konut sıkıntısı ortaya çıkar.
  • Çevre sorunları ortaya çıkar.
  • Suç oranları artar.
  • Doğal kaynaklar aşırı ölçüde kullanılır ve çabuk tüketilir.
  • Çarpık kentleşme görülür.
  • Sağlık, eğitim ve altyapı hizmetleri aksar.

Nüfus Artışının Olumlu Etkileri

  • Mal ve hizmetlere talep artar.
  • Ekonomik çeşitlilik artar.
  • İşçi ücretleri ve üretim maliyeti düşer.
  • Vergi gelirleri artar.

Türkiye’de Nüfusun Dağılışını Etkileyen Faktörler

Doğal Faktörler

  • İklim (Sıcaklık, Yağış)
  • Bitki Örtüsü
  • Yeryüzü Şekilleri (Yükselti, Engebe, Dağların uzanış biçimi, Toprak)
  • Su Kaynakları

Beşeri Faktörler

  • Tarihi nedenler 
  • Tarımsal Faaliyetler
  • Sanayi, ticaret ve madencilik faaliyetleri

NOT: Bir ülkenin nüfus dağılımında fiziki faktörler daha etkili ise o ülke sanayileşmemiştir ve daha çok tarım, hayvancılıkla geçimini sağlamaktadır. Nüfus dağılımında beşeri ve ekonomik faktörler daha çok etkili ise o ülke sanayileşmiş ve gelişmiş bir ülke demektir.

Türkiye’de Nüfusun Yoğun ve Seyrek Olduğu Yerler 

Yoğun Nüfuslu Alanlar
Doğu karadeniz kıyı kesimi (Trabzon – Rize) : Kıyı kesimlerinde tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin fazla olması
Orta Karadeniz Bölümü (Samsun-Ordu- Tokat) : Tarım alanlarının fazlalığı ve sanayinin gelişmiş olması.
Çatalca – Kocaeli Bölümü (İstanbul – Kocaeli – Sakarya): Sanayi, ticaret ve hizmetin gelişmesi.
Kıyı Ege Bölümü (İzmir-Manisa-Aydın): Verimli tarım alanlarının fazla olması, sanayinin ve turizmin gelişmiş olması.
Çukurova Yöresi (Adana-Mersin-Hatay): Tarım ve sanayinin gelişmiş olması
Antalya çevresi: Turizmin ve tarımın gelişmiş olması
Yukarı Sakarya Bölümü (Ankara-Eskişehir): Sanayinin gelişmesi, başkentin burada bulunması, ulaşımda kavşak noktası olması, üniversitelerin bulunması.
Yukarı Fırat: (Malatya – Elazığ): Madenciliğin sanayinin gelişmiş olması
Gaziantep ve Şanlıurfa çevresi: Tarım, sanayinin ve sınır ticaretinin gelişmiş olması.

Seyrek Nüfuslanmış Alanlar

Yer şekillerinin engebeli olmasından dolayı Tarım alanları, Ulaşım olanakları, Sanayi gelişmişliği kısıtlanan seyrek nüfuslu alanlar;

Karadeniz’in iç kısımları
Yıldız Dağları
Biga Yarımadası
Menteşe Yöresi
Teke Yarımadası
Taşeli Platosu
Yukarı Kızılırmak Bölümü
Yukarı Murat – Van Bölümü
Hakkari Bölümü

Yağış azlığı (su olanaklarının az olması) ‘ndan dolayı seyrek nüfuslu alanlar;

Tuz Gölü ve çevresi
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin güneyi

NOT: Ülkemizde en fazla nüfus miktarı bölge olarak Marmara, il olarak İstanbul’da iken en az nüfus miktarı bölge olarak Doğu Anadolu il olarak Bayburt’tur.































Not: Kaynak olarak Pegem Akademi yayınlarından faydalanılmış, Çalışma düzeninde hazırlanmıştır.