JEOLOJİK ZAMANLARDA TÜRKİYE

Birinci Jeolojik Zaman

  • Bu zamanda Türkiye’nin bulunduğu yerde Tethys Denizi bulunuyordu.
  • Bu denizin tabanında bulunan tortullar, güney (Afrika ve Arabistan levhası) ve kuzeydeki (Avrasya levhası) levhaların birbirlerine doğru yaklaşımları sonucunda kıvrılarak su yüzüne çıkmıştır.
  • Bu kara parçaları günümüzde sert kütleler yani masifler halindedir.

NOT: Masif kıvrılma özelliğini kaybetmiş I. Zamanda oluşmuş yaşlı ve sert kütlelerdir.

  • Birinci jeolojik zamanda bitki kalıntılarının çukur alanlarda birikmesi sonucunda da Zonguldak çevresinde taş kömürü yatakları meydana gelmiştir.
  • Birinci jeolojik zamanda oluşmuş arazilerin en önemli özelliği sert ve oturmuş tabakalardan oluşmuşlardır. Bu nedenle depreme dayanıklıdır.

NOT: Türkiye’de birinci zaman (masif) arazileri Yıldız Dağları, Saruhan-Menteşe, Mardin-Derik, Kastamonu-Devrekani, Anamur- Alanya, Kırşehir ve Bitlis civarında bulunur.

İkinci Jeolojik Zaman

  • Bu jeolojik zamanda Türkiye’nin büyük bir bölümünde Tethys Denizi yer almaktaydı.
  • Tethys Denizi’nde dış kuvvetlerin taşınmış olduğu kum, mil, çakıl ve kireçli malzemeler birikmiştir.
  • İkinci zamanın sonlarından itibaren kuzey ve güneydeki eski kıta çekirdekleri yeniden birbirine doğru yaklaşmış, Tethys Denizi’ndeki tortullar kıvrılmaya başlamıştır.

Üçüncü Jeolojik Zaman

  • Bu zaman, Türkiye’nin yeryüzü şekillerinin oluşumu bakımından çok önemlidir. Çünkü Alp Orojenezi bu zamanda oluşmuştur.
  • İkinci Jeolojik Zaman’da, Tethys Denizi’nde biriken tortullar kıvrılarak Anadolu’nun büyük bir kısmının kara hakine geçmesine neden olmuştur.
  • Alp orojenik hareketleri en şiddetli safhasına ulaşmış, Toros ve Kuzey Anadolu dağları oluşmuş, iç kısımlar ise göllerle kaplanmıştır.
  • Aynı zamanda Anadolu’da hüküm süren nemli ve sıcak iklim şartları altında tropikal ormanları andıran gür bir bitki örtüsü yetişmiştir.
  • Buralardan gelen organik maddeler zamanla göl ortamında birikerek günümüzdeki linyit yataklarının oluşumunu sağlamıştır.
  • İç Anadolu ve Doğu Anadolu’daki tuz yatakları ile Güneydoğu Anadolu’daki petrol yatakları da bu zamanda meydana gelmiştir.
  • Ayrıca ülkemizdeki bor yatakları da bu zamanda oluşmuştur.
  • Üçüncü Jeolojik Zaman sonlarına doğru Anadolu bütünüyle yükselmeye başlamıştır. Bunun sonucunda ülkemizde kırık hatları oluşmuştur.
  • Bu kırık hatların en önemlileri Kuzey ve Doğu Anadolu ile Batı Anadolu’daki kırık hatlarıdır.
  • Bu durum Türkiye’nin etkin bir deprem kuşağında yer almasına neden olmuştur.
  • İç Anadolu’nun doğusu ve kuzeybatısı, Doğu Anadolu’nun büyük bir kısmı ve Güney Marmara’daki volkanik araziler bu dönemde oluşmuştur.

Dördüncü Jeolojik Zaman

  • Türkiye bugünkü görünümünü dördüncü zamanda kazanmıştır.
  • Kuzey Anadolu ve Toros dağları yükselirken Karadeniz ve Akdeniz çanakları ile horst ve graben alanlarında yeni çökme ve yükselmeler meydana gelmiştir.
  • Bugünkü Ege Denizi’nin yerine bulunan Egeid karası çökmüş, Akdeniz’in sularının bu alanı işgal etmesiyle Ege Denizi oluşmuştur.
  • İstanbul ve Çanakkale Boğazlarının oluşması ile de Akdeniz’in suları Ege, Marmara Denizi yoluyla Karadeniz’e karışarak başlangıçta tatlı olan Karadeniz’in sularını tuzlulaştırmıştır.
  • Doğu Anadolu’da yaygın olan volkanizma sonucunda volkanik dağlar oluşmuştur.
  • Ege adaları ve Kıbrıs’ın da oluşumu bu zamandadır.
  • Ayrıca sık sık iklim değişiklikleri buzul devirleri yaşanmış böylece Doğu Anadolu’daki yüksek alanlar buzullaşmaya uğramıştır.
Türkiye’nin Genel Yer Yüzü Şekli Özellikleri
  • Türkiye bugünkü görünümünü yakın jeolojik dönemlerde yani 3. Zaman’ın sonu 4. Devrin başında kazanmıştır.(bu nedenle genç bir ülkedir).
  • Türkiye’deki yerşekillerinin ana hatları çoğunlukla 3. Jeolojik Devir’de oluşan Alp – Himalaya kıvrımlarıyla ortaya çıkmıştır.
  • Anadolu 4. Jeolojik Devir’de toptan yükselmiş, buna bağlı olarak Marmara, Ege denizleri ile boğazlar oluşmuştur.
  • Türkiye’nin bugünkü görünümünü kazanmasında en fazla etkisi olan iç kuvvet orojenez (dağ oluşumu)’dir.



































Not: Kaynak olarak Pegem Akademi yayınlarından faydalanılmış, Çalışma düzeninde hazırlanmıştır.