1. Kovulmuş, defedilmiş: Her ki halk andan olmaya hoşnûd / Dergeh-i Hak’tan ol-durur merdûd (…). Kapında hâcetim var etme merdûd / Kerem kânısın etme anı mesdûd (Şemseddin Sivâsî).
2. Geri çevrilmiş, kabul edilmemiş, makbul sayılmamış: Her kim ki kendi tarafından tamam olan şeyi nakzetmeğe sa’y ederse sa’yi merduddur (Cevdet Paşa). Her cemiyet ancak nefsini düşünmekle muvazzaf olup hod-endîşâne olmayan her his ve fikir merdut ve mel’un bir eser-i ihânet gibi telakkî edileceği cihetle, hiçbir devlet ve hiçbir millet bahâne-i terakkî ile inkısâma râzı olamaz (Cenap Şahâbeddin).
3. (Dâvâ, fikir, delil vb. için) Çürütülmüş, boşa çıkarılmış, cerhedilmiş: Bâtıl hemîşe bâtıl u merdûddur velî / Müşkil budur ki sûret-i haktan zuhûr ede (Bâkî’den).
Kaynak : https://lugatim.com
« Sözlüğe geri dön.