YER ŞEKİLLERİNİN OLUŞUMU

Yer Şekillerinin oluşum Süreçleri ve Yer Şekillerini Oluşturan Kuvvetler

  • Yer şekillerinin nasıl oluştuğunu anlayabilmek için arazinin yapısı ve şekillenme sürecinin iyi araştırılması gerekir.
  • Yer şekillerini oluşturan kuvvetlerin bazıları enerjilerini yerin içinden alırken bazıları da güneşten alır.
  • Bunlar iç ve dış kuvvetler olarak bilinirler.

İç Kuvvetler (Şekil yapan kuvvetlerdir)

  • Enerjisini yerin derinliklerinden alan, genelde yapıları oluşturan kuvvetlere iç kuvvet denir.
  1. Dağ Oluşumu (Orojenik Hareketler)
  2. Kıta Oluşumu (Epirojenik Hareketler)
  3. Volkanizma
  4. Depremler (Seizma)

1- Orojenik Hareketler (Dağ Oluşumu)

  • Türkiye’de çok yaygındır.
  • İki şekilde olur: Kıvrılma ve Kırılma
    • Kıvrılma: Yumuşak tabakaların yan basınçlar etkisiyle kıvrılarak yükselmesi sonucu kıvrımlı yapılar oluşur. Bu kıvrımların yüksekte kalan kısımlarına “antiklinal”, alçakta kalan kısımlarına ise “senklinal” denir.
    • Kırılma: Sert tabakaların yan basınlar etkisiyle kırılması sonucu kırıklı yapılar oluşur. Bu kırıkların uzandıkları yerlere fay hattı denir. Kırılma sonucu yüksekte kalan kısımlara “horst”, alçakta kalan kısımlara da “graben” denir.
  • Dünya’nın oluşumundan günümüze kadar dört büyük dağ oluşum hareketi görülmüştür. Bunlar:

Huron Orojenezi

  • ABD-KANADA Sınırında, kalın tortul kuşağının özellikle Huron Gölü kıyılarında oluşmuştur.
  • 4-4,5 milyar yıl önce oluşmuş çok eski kıvrımlardır.
  • En eski dağ oluşum hareketidir.
  • Demir yönünden zengindir.

Kaledoniyen Orojenizi

  • Paleozoik’te (I. Zaman) gerçekleşmiştir.
  • İskoçya ve İskandinav ülkelerinde bulunur.
  • Günümüze kadar çok aşındıkları için plato görünümü kazanmışlardır.

Hersinyen Orojenezi

  • Paleozoik’te (I. Zaman) Karbon ve Perm Devirlerinde gerçekleşmiştir.
  • ABD’NİN doğusundaki Appalaşlar, Rusya’daki Urallar, Fransa’daki Massif Central, Almanya’da Karaormanlar örnek verilebilir.
  • Günümüze kadar aşınarak orta yükseklikte dağlar olmuşlardır.
  • Karbonifer’de oluştukları için taş kömürü bakımından zengindir.

Alp Orojonezi

  • III. Zamanda gerçekleşmiştir.
  • Fazla aşınmadıkları için eğimli, yüksek yani genç sıradağlardır.
  • Orta ve Güney Avrupa’da Alpler, Hindistan’ın kuzeyinde Himalayalar, Türkiye’de Toroslar ve Kuzey Anadolu Dağları, İtalya’da Apenin, Kuzey Afrika’da Atlas Dağları ile Amerika kıtasının batısındaki And ve Kayalık Dağları örnektir.
  • Orojenik kuvvetlerin sebep oldukları deformasyonlar bu kuvvetin özelliğine, şiddetine bağlı olduğu kadar zeminin tabiatına yani kuvvetlerin etki yaptıkları alanın koşullarına göre farklı şekillerde görülür ve farklı yapılara yol açar. Bunlar;

Alpino Tipi Yapı: Yerkabuğunun labil (çabuk değişen, kararsız, oynak, değişken, stabil olmayan) olduğu yerlerde meydana gelir. Çok şiddetli kıvrımların ve şaryajların varlığı bu yapının tipik özelliğidir.

Platform Tipi Yapı: Kıvrılmaya karşı en fazla direnç gösteren alanlarda görülür. Yer kabuğunun en sert ve en stabil parçalarını meydana getirir ki Baltık ve Kanada kalkanları bu tiptedir.

Germano Tipi Yapı: Alpino ve Platform tipleri arasında karaktere sahiptir. Az-çok var olan labilite (değişkenlik/esneklik) bazı kıvrımlara imkan vermiştir.

2-Epirojenik Hareketler (Kıta Oluşumu)

  • Yer kabuğunu oluşturan levhalar yoğunlukları oranında mantoya az ya da çok görülmüştür. Buna “izostatik denge” denir.
  • Yer kabuğunun geniş alanlarında etkili olan yükselme ve alçalma olaylarına “epirojenik hareketler” denir.
  • İzostatik dengenin bozulmasıyla deniz ilerlemesi veya deniz gerilemesi oluşur.
  • İzostatik dengeyi bozan olaylar
    • Aşınma ve birikme sonucunda kara kütlelerinin ağırlaşması veya hafifleşmesi
    • Buzullaşma ve buzul erimesi ile kara kütlelerinin ağırlaşması veya hafifleşmesi
    • Volkanizma ile kara kütlelerinin ağırlaşması
  • Kıtanın ağırlığı azalırsa kıta yükselir ve deniz geriler. Bu olaya “regresyon” denir.
  • Kıtanın ağırlığı artarsa kıta alçalır ve deniz kara doğru ilerler. Bu olaya “transgresyon” denir.
NOT: Ülkemizde yükseltisi fazla olan ova ve platoların bulunmasının nedeni, ülkemizin IV. Zaman’da epirojenez sonucu toptan yükselmesidir.

3-Volkanizma

  • Magmanın yer kabuğunun zayıf alanlarını takip ederek yeryüzüne doğru hareket etmesine denir.
  • Yeryüzüne çıkarsa yüzeysel, çıkmazsa derinlik volkanizması adını alır.
  • Volkanizma sonucu yeryüzüne katı, sıvı ve gaz şeklinde malzemeler çıkar ve bazı yeryüzü şekilleri oluşur.
  • Katı malzemeler kül, tüf ve taşlar; sıvı malzemeler lavlar; gazlar ise azot, karbondioksit ve su buharıdır.
  • Volkanizma sonucu bazı yer şekilleri oluşur:
    • Koni: Volkanik malzemenin, yüzeye çıktığı yerde, üst üste birikmesiyle oluşan koni biçimindeki şekildir.
    • Krater: Volkanik malzemenin yüzeye çıktığı, koninin ağız kısmıdır.
    • Maar: Volkanik alanlarda yüzeyde yalnızca gaz patlamaları sonucu oluşan çukurluklardır. İç Anadolu’daki Meke Tuzlası ve Acıgöl gibi. Maarların kenarında genellikle piroklastik malzemelerden oluşan çember biçiminde set bulunur. Bu setin olmadığı volkanik gaz çukurluklarına “diatrema” (pipo) denir.
    • Kaldera: Volkanik dağlarda şiddetli patlamalara bağlı olarak koninin ağız kısmında yaşanan çökmeler sonucu oluşmuş büyük çukurluktur. Doğu Anadolu’daki Nemrut Kalderası gibi.

Dünya’da Volkanizma Dağılışı

  • Büyük Okyanus çevresi (Pasifik Ateş Çemberi)
  • Akdeniz ve çevresi
  • Atlas Okyanusu’nun orta kesimi (sırtı)
  • Afrika’nın doğusu
NOT: Volkanik arazilerin tehlikeli olmasına karşın insanların bu alanlara yerleşmelerinin nedeni, bu alanlardaki toprakların mineral bakımından zengin ve verimli olmalarıdır.

4-Depremler (Seizma)

  • Depremlerin yer altında kaynaklandığı noktaya “iç merkez” (hiposantr), yeryüzündeki iç merkeze en yakın noktaya ise “dış merkez” (episantr) denir.
  • Yerkabuğunda görülen salınım ve titreşimlere “deprem” denir. Üç gruba ayrılır:
  • Volkanik Depremler: Etkin volkanların faaliyete geçtiği alanlarda görülür. Etki alanları sınırlıdır.
  • Çöküntü Depremler: Yer altındaki mağara gibi boşlukların tavanlarının çökmesiyle oluşan sarsıntılardır. Genellikle karstik alanlarda görülür ve bunların da etki alanları dardır.
  • Tektonik Depremler: Yerkabuğunun derinliklerinde meydana gelen basınç, gerilim ve kırılmalar sonucunda oluşan depremlerdir. Etki alanları ve şiddeti çok büyük olabilir. Yeryüzünde depremlerin yaklaşık %90’ı bu gruba girer.

Yeryüzünde Depremlerin Sık Görüldüğü Alanlar

  • Büyük Okyanus çevresi deprem kuşağı
  • Akdeniz-Himalaya (Alp-Himalaya) deprem kuşağı
  • Atlas Okyanusu

Depremin Zarar Derecesi;

  • Depremin Şiddetine
  • Yerin yapısına
  • Depremin merkezinin uzaklığına
  • Binaların özelliğine göre değişir.

Depremden Korunmak için;

  • Fay hatlarından uzak yerlere ve sağlam zeminlere yerleşmek
  • Depreme dayanıklı binalar yapmak
  • Halkı deprem konusunda eğitmek gereklidir.
  • Depremle ilgilenen bilim dalına “sismoloji”, deprem şiddetini ölçen alete de “sismograf” denir.
  • Depremin şiddetini tespit için bazı ölçekler yapılmıştır. En yaygın kullanılan “Richter” ölçeğidir. Bu enerjiye “depremin magnitüdü” (büyüklüğü) denir.
  • Deprem sırasında deprem dalgaları merkezden çevreye doğru aşağıdaki gibi dağılır.
    • Boyuna Dalgalar (Primer): Yüzeye ilk ulaşanlardır. Zemini sıkıştırma ve genişletme özelliğine sahiptir. Hızları saniyede 8 km’dir. En hızlı yayılanlardır. Şiddeti düşüktür.
    • Enine Dalgalar (Seconder): Yüzeye ulaşan ikincil dalgalardır. Hızı saniyede 3-4 km’dir. Yüzeyi sağa-sola ve aşağı-yukarı doğru sallar.
    • Yüzey Dalgalar (Rayleigh (R) ve Love (L) Dalgaları): Yüzeyi dalga gibi hareket ettirir. Hızı saniyede 1,5 km’dir. R ve L dalgaları derin kısımlara sokulamazlar. Ancak dünyanın çevresinde birkaç tur atabilirler. Yeryüzü boyunca yayılan genlikleri büyük ancak hızları küçük olan deprem dalgalarıdır. Yüzey dalgalarının hızı yaklaşık olarak saniyede 1,5 km’dir. Bazı yüzey dalgaları, kayaları oluşturan tanecikleri –dalgalarda olduğu gibi- dairesel hareket ettirir.

YERYÜZÜNDE ANA YER ŞEKİLLERİ

Dağlar

  • Dağlar karalarda çevresine göre yüksekte kalan büyük kara kütleleridir.
  • Kısa mesafelerde eğim ve yükselti farkları gösterir.
  • Dar ve derin vadi sistemleri ile yarılmıştır.
  • Karaların yaklaşık %24’ü dağlarla kaplıdır.
  • Dünya’da birçok dağ vardır. Dağlar oluşumlarına göre;
    • Kıvrımlı dağlar (Orojenik)
    • Kırıklı dağlar (Orojenik)
    • Volkanik Dağlar olarak üçe ayrılır.
  • Asya kıtasının %54’ü, K. Amerika’nın %36’sı, G. Amerika’nın %22’si Avusturalya’nın %17’si, Afrika’nın %3’ünü dağlar kaplar.
  • Dünya’nın en yüksek dağları Asya kıtasında “Himalayalardır.”
  • En yüksek zirve 8848 metre ile “Everest” zirvesidir.
  • Dağlar insanların yerleşmesinde ve ekonomik hayatında önemli yere sahiptir. Ayrıca akarsuların çoğu kaynaklarını dağlardan alır.

Dağların çevreye ve insan hayatına etkilerinin bazılarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

  1. Yerleşme ve ekonomik hayatı zorlaştırır.
  2. Ulaşımı zorlaştırır.
  3. Maden ve orman bakımından zengin olur.
  4. Bitki ve hayvan türü bakımından zengin olur.
  5. Bazı spor etkinliklerinin yapıldığı yerlerdir. (Kış turizmi, yamaç paraşütü…)
  6. Sosyal ve kültürel yaşamı etkilemişlerdir.
  7. Çevrelerinin su kaynaklarıdır.

Ovalar

  • Çevresine göre alçakta kalmış, akarsular tarafından derin yarılmamış düz ya da düze yakın yerlerdir.
  • Ovalar ile ilgili en çok dikkat edilmesi gereken özellik ovaların farklı yükseltide bu bulunabildikleridir.
  • Dünya üzerinde çeşitli büyüklükte ve yükseltide çok fazla ova vardır. Örneğin İtalya’nın can damarı Po Ovası, Mısır için Nil Deltası(ovası), Orta Asya Ovaları, Ganj ve İndus ovaları ve Kuzey Çin ovaları bulundukları yerler için önemlidir.
  • Ovalar oluşumlarına göre; Delta, Karstik ve Tektonik olmak üzere üçe ayrılır.

Ovaların çevreye ve insan hayatına etkilerinin bazıları aşağıdaki gibidir.

  1. Tarım için önemli yerlerdir.
  2. Hayvancılık için önemli yerlerdir.
  3. Yerleşmeler yoğundur. Birçok büyük şehri barındırır.
  4. Yer üstü ve yer altı suları bakımından zengindir.
  5. İklimleri çevresine göre elverişlidir.
  6. Ulaşım kolay olduğu için, yollar bakımından zengindir.
  7. Arazi yapısı nedeniyle depremin etkilerini fazla hisseder.

Platolar

  • Çevresine göre yüksekte kalmış, akarsular tarafından derin yarılmış düz veya düze yakın yerlerdir.
  • Platolar da ovalar gibi çeşitli yükseklikte bulunur.
  • Dünyanın en yüksek ve en geniş platosu Tibet Platosu’dur. Burası “Dünya’nın Çatısı” olarak bilinir.
  • Türkiye’de Erzurum-Kars, Taşeli, Obruk ve Çatalca-Kocaeli platoları, Orta Asya’da ise Pamir Platosu tanınmış platolarıdır.
  • Platolar oluşumlarına göre; Karstik, Lav örtülü, Aşınım düzlüğü, Tabaka düzlüğü olmak üzere dörde ayrılır.

Platoların çevreye ve insan hayatına etkilerinin bazıları aşağıdaki gibidir.

  1. Tahıl tarımı ve hayvancılık için önemli yerlerdir.
  2. Ovalardan sonra nüfus ve yerleşmelerin yoğun olduğu yerlerdir.
  3. Ulaşım dağlara göre kolaydır.
  4. Bazıları yaylacılık ve turizm önemlidir.
NOT: Plato ile yayla terimleri bazı yerlerde aynı anlamda kullanılmaktadır Bu yanlış bir kullanımdır. Çünkü plato fiziki coğrafya ile ilgili ve çevresine göre yüksek düzlüktür. Yayla ise beşeri ve ekonomik bir kavramdır. Çoğunlukla insanların yaz mevsiminde geçici olarak gittiği ve hayvancılıkla uğraştıkları yerleşmelerdir.

Dış Kuvvetler

  1. Yer şekillerinin oluşumu, birçok faktörün etkisi altında karmaşık bir sisteme sahiptir.
  2. İç kuvvetler yapıcı kuvvetler olarak yeryüzünde ana şekillenmeyi sağlarken dış kuvvetler de bu yükseltileri yeniden aşındırma ve biriktirme faaliyetleri ile düzleştirmeye çalışır.
  3. Dış kuvvetlerin yaptıkları bu faaliyetlerle yeni yer şekilleri ortaya çıkar.
  4. Dış kuvvetler güçlerini Güneş’ten alır.
  5. Başlıca dış kuvvetler; sular, rüzgarlar, buzullar ve çözülmedir.
  6. İç kuvvetler yapışa unsurlar oluştururken dış kuvvetler yer şekilleri oluşturur.
  7. Yeryüzünde dış kuvvetlerin etki alanları bölgelerin iklimleriyle yakından ilgilidir. İklim özelliklerine bağlı olarak bir bölgede belli bir dış kuvvet daha öne çıkmıştır. (Örneğin; Mısır, Libya gibi kurak iklim görülen ülkelerde etkili dış kuvvet rüzgar iken Türkiye’de akarsu, Kanada, Norveç ve Finlandiya’da buzuldur.
  8. Yeryüzünde iklim farklılıkları sonucu meydana gelmiş, topografik özellikleri nedeniyle birbirinden ayrılan jeomorfolojik kuşaklara “morfoklimatik” bölge denir.
  9. Yeryüzünde başlıca morfoklimatik kuşaklar şunlardır:
    1. Soğuk (glasiyal)
    2. Dönemsel soğuk (periglasiyal)
    3. Ilıman
    4. Subtropikal
    5. Yarı kurak
    6. Tropikal
  10. Dış kuvvetler iç kuvvetlerin oluşturduğu yapıları aşındırırken yeryüzünü belli bir zaman içinde deniz seviyesine indirmeye çalışır.
  11. Belli bir süre sonra yani aşınmanın son seviyesinde deniz seviyesine takın düzlükler oluşur. Bu başlangıçtan sona kadar gelen aşamalara gençlik, olgunluk ve ihtiyarlık evresi adı verilir.
  12. Yer şekillerinin gençlik evresinde daha dik yamaçlı ve derin bir topografya varken olgunluk döneminde aşınma ile yamaçlar yatıklaşır, düzlükler artar.
  13. İhtiyarlık evresinde ise hafif dalgalı düzlük olan peneplen(yontuk düz) oluşur.

Çözülme

  • Yer kabuğunu oluşturan taşların, suların eritmesi ve dış kuvvetlerce ufalanması, dağılması ve parçalanmasına çözülme denir. İki şekilde oluşur.

Fiziksel (Mekanik) Çözülme

  • Taşların kimyasal yapılarında değişiklik olmadan çözülmesidir. Bu çözülme günlük ve yıllık sıcaklık farkının yüksek olduğu çöller ve karasal iklim bölgelerinde çok fazla etkilidir.
  • Fiziksel çözülme buz ve tuz çatlaması şeklinde görülebilir.
  • Soğuk iklim bölgelerinde kayaçların çatlaklarına giren suların donması ile olur.
  • Çöllerde ise tuzlu sular kayaçların çatlaklarına girer. Sonra bu suların buharlaşmasıyla tuzlar kayaçların çatlamasına neden olur.

Kimyasal Çözünme

  • Sıcak ve nemli bölgelerde kayaçlardaki minerallerin eriyerek çözünmesi (ayrışması) sonucunda oluşur.
  • En fazla Ekvatoral, Okyanusal ve Muson iklim bölgelerinde yaygındır.
  • Kimyasal ayrışma çeşitli yollarla gerçekleşir;
    • Hidroliz: Kimyasal maddelerin suda çözünüp yeni bileşikler oluşturmasıdır.
    • Hidrasyon: Minerallerin bünyelerine su almalarıdır.
    • Oksidasyon: Oksijenin bir başka elementle birleşmesidir. Nemli iklimlerde şiddetli olur.
    • Karbonasyon: Mineral ya da kayaçların karbonik aside karşı gösterdikleri reaksiyondur.
NOT: Ülkemizde fiziksel çözülme en fazla İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da, kimyasal çözülme en fazla Karadeniz ve Akdeniz’de görülür.






















Not: Kaynak olarak Pegem Akademi yayınlarından faydalanılmış, Çalışma düzeninde hazırlanmıştır.