TOPRAK TAKSONOMİSİ , TOPRAK SINIFLANDIRMA SİSTEMİ

  • Toprakların dünya ölçüsünde sınıflandırılması, sınıflandırmada birlik sağlanması ve eski toprak sınıflandırma sisteminde bazı toprakların sınıflandırılmasında güçlük çekilmesi nedeni ile 1960’lı yıllardan itibaren yeni bir toprak sınıflandırma sistemi geliştirerek yapılan birçok düzenlemeden sonra 1975’te son şekli verilmiştir.
  • Toprakların teşhis ve sınıflandırılmasında üst ve alt toprağın özellikleri yanında toprağın rengi, ph durumu, sıcaklığı, katyon değişme kapasitesi vb. gibi hususlar kriter olarak alınmıştır.

1- Entisoller

  • Çok yakın bir geçmişte oluşan topraklar, bu takım bünyesinde yer alır.
  • Bu topraklar eski sistemdeki alüvyal, kolüvyal, regosol, litosol ile devamlı veya yılın büyük bir bölümünde su altında kalan hidromorfik toprakları içerir.

2- İnceptisoller

  • Bu topraklar, entisollere nazaran ayrışmanın biraz daha ilerlediği ve toprak oluşumunun başlangı. Safhasını aştığı yani toprakta horizonlaşmanın başladığı toprakları bünyesine alır.
  • Örneğin delta ovalarında  taşkına uğramayan eski alüvyal topraklar inceptisoller takımına girer.

3- Aridisoller

  • Kurak bölgelerin topraklarını kapsamakta olan bu topraklar bitkilerin yetişmesini sağlayacak yeterli nemden mahrumdur.
  • Dolayısıyla pedojenik horizonlar yeterince gelişmemiş ve organik madde bakımından da son derece fakirdir.
  • Toprakta derin ve geniş çatlaklar oluşur.
  • Çöl toprakları bu grup içerisinde yer alır.

4- Mollisoller

  • Yumuşak toprak anlamına gelen bu topraklar, daha ziyada orta enlemlerde otsu vejetasyon altında gelişme gösterir; üst toprak organik madde yönünden zengindir.
  • Topraktaki katyonlar, genellikle yıkanmaya uğramadığı için besin maddeleri fazladır.
  • Bu nedenle mollisoller üzerinde yoğun olarak tarım yapılır.
  • Eski toprak sistemindeki kestane, kahverengi, rendzina ve çernezyomlar, bu toprakların kapsamına girer.

5- Spodosoller

  • Organik maddenin biriktirdiği, toprağın yıkanarak asitleştiği, organik asitlerin ve kilin B horizonunda çimentolaşarak ser bir katın oluştuğu toprakları kapsar.
  • Bu topraklar, eski toprak sisteminde bahsedilen podzollaşma süreci altında oluşan podzolları karakterize eder.

6- Alfosiller

  • Kilin önemli ölçüde A horizonundan taşınarak B horizonunda biriktiği, karbonatların yıkanma sonucu oluşan toprakları kapsamına alır.
  • Alfosiller, yıkanmanın fazla olduğu dünyanın nemli sahalarında özellikle kıtaların batı kesimlerinde geniş yapraklı ormanlar altında yaygındır.
  • Toprakta demir vbe alüminyum bileşikleri hakimdir.
  • Ülkemizde kırmızımsı Akdeniz toprakları bu toprak grubu içerisinde yer alır.
7- Ultisoller
  • Özellikle tropikal bölgelerde fazla yağış ve sıcaklıktan dolayı ayrışmanın fazla miktarda gerçekleştiği ve toprak oluşumunun son safhada olduğu toprakları kapsar.
  • Ultisoller, laterit ve kırmızımsı – sarımsı podzolik toprakları kapsamına alır.

8- Okisoller

  • Oksitlerce özellikle demir ve alüminyum hidrate olmuş, oksitler yönünden zengin olan toprakları kapsar.
  • Toprakta bulunan mineraller aşırı derecede ayrışmıştır ve yine yıkanmadan dolayı toprak besin maddeleri yönünden fakirleşmiştir.

9- Vertisoller

  • Çayır ve savan vejetasyonu altında killi ana materyal üzerinde oluşan bu topraklar ana materyalin etkisine bağlı olarak killi bünyededir.
  • Dolayısıyla su aldığında şişer, kuruduğunda ise derin çatlaklar oluşur.
  • Toprakta belirgin bir yıkanma ve birikme horizonu yoktur, katyon değişme kapasitesi yüksektir.

10- Histosoller

  • Bitki artıklarının bataklık ve sazlık alanlarda biriktirdiği kısımlarda görülür.
  • Organik maddelerin birikmesinden dolayı oluşan bataklık turbaları, lif ve ibre şeklinde olan organik maddeye sahiptir.

HEYELAN

  • Eğimli yamaçlarda denge halinde bulunan toprağın veya tabakaların yer çekiminin etkisiyle bulundukları yerden kayarak yer değiştirmesine “heyelan” denir.
  • Yamaçlarda yer çekimine bağlı olarak yalnızca toprak tabakasının yer değiştirmesine “toprak kayması” denir.
  • Heyelanlar yeryüzünde çok sık görülen, can ve mal kayıplarına neden olan kütle hareketleridir.
  • Ayrıca yeryüzünün aşınmasında önemli bir etkiye sahiptir.

Heyelana Neden Olan Faktörler

a. Eğim

  • Heyelana neden olan en önemli faktördür.
  • Yamaç eğimi arttıkça heyelan ihtimali de artar.

b. Yağış

  • Yeryüzüne düşen yağışlar toprağa sızarak toprağın ağırlığını artırır.
  • Ayrıca toprağın kayganlaşmasını sağlar.
  • Bu nedenle fazla yağış alan yerlerde heyelan görülme olasılığı daha yüksektir.

c. Tabakaların durumu

  • Tabakaların uzanışı yamaç eğimine paralel ise heyelan daha kolay oluşur.

d. Arazinin yapısal özellikleri

  • Yeryüzünde bulunan toprak veya taş türlerinin suya karşı dirençleri farklıdır.
  • Örneğin kil, suyu bünyesine alarak kayganlaşır ve heyelanı hızlandırır.

e. Yer çekimi

  • Toprağın yamaçtan aşağı hareket etmesini sağlayan temel faktördür.

d. Doğal afetler

  • Deprem, volkanizma, sel ve fırtına gibi doğal afetlerde de heyelana neden olabilmektedir.

e. Beşeri faaliyetler

  • İnsanlar tarafından yamaç dengesinin bozulması veya insanların yapay titreşimler oluşturması da heyelana neden olmaktadır.

EROZYON

  • Erozyon, toprak örtüsünün dış kuvvetlerce süpürülerek taşınması olayıdır.
  • Dünya’nın oluşumundan beri bu taşınma devam etmektedir.
  • Doğal dengenin korunması için de böyle bir aşındırma gereklidir.

Erozyonu Arttıran Faktörler

  • Arazinin engebeli ve eğimli olması
  • Bitki örtüsünün cılız olması
  • İklim (düzensiz yağışlar, kuvvetli rüzgar vs.)
  • Toprağın cinsi
  • Arazinin yanlış kullanılması
    • Tarlaların eğime paralel sürülmesi
    • Tarlaların özelliğine uygun bitkilerin seçilmemesi
    • Meraların aşırı otlatılması

Erozyonun Ortaya Çıkardığı Sonuçlar

  • Tarım toprakları azalır.
  • Tarımsal verim düşer.
  • Akarsularda sık sık taşkınlar oluşur.
  • Mera alanları azalır.
  • Barajların ömürleri kısalır.
  • Yer üstü ve yer altı suyu potansiyeli azalır.
  • Çölleşme hızlanır.

Erozyonu Önlemek İçin Alınması Gereken Tedbirler

  • Bitki örtüsü korunmalı ve bitki örtüsünden yoksun alanlar ağaçlandırılmalıdır.
  • Toprağın dinlendirilmesi için nadas yerine nöbetleşe ekim yapılmalıdır.
  • Tarlalar eğim yönüne dik sürülmelidir.
  • Yamaçlar basamaklandırılmalıdır.
  • İnsanlar erozyona karşı bilinçlendirilmelidir.
  • Ahır hayvancılığı geliştirilmeli, meralarda aşırı otlatma yapılmamalıdır.





















































Not: Kaynak olarak Pegem Akademi yayınlarından faydalanılmış, Çalışma düzeninde hazırlanmıştır.